Bugün sosyal medya çağında yaşasaydı muhtemelen hesabı birkaç kez şikâyet edilir, söyledikleri ekran görüntüsü alınarak günlerce tartışılırdı. Çünkü Sinoplu Diyojen yalnızca bir filozof değildi; otoriteyi, zenginliği, gösterişi ve toplumun ciddiye aldığı hemen her şeyi alaya alan sıra dışı bir düşünürdü.Belki de bu yüzden ona biraz şakayla karışık “tarihin ilk trolü” demek haksızlık sayılmaz.MÖ 4. yüzyılda yaşayan Diyojen, Kinik felsefenin en ünlü temsilcilerinden biriydi. Ona göre insanın özgürleşmesi için daha fazla şeye sahip olması değil, daha az şeye ihtiyaç duyması gerekiyordu. Servet, makam, gösterişli evler ve toplumun onayı onun gözünde insanı mutlu etmekten çok bağımlı hâle getirebilirdi.Bu düşüncesini yalnızca anlatmadı; yaşadı.Atina’da…
Yazar: Yéşim Şahin yaman
Bir resme baktığımızda gerçekten aynı şeyi mi görürüz? Yoksa gördüğümüz şey, içinde büyüdüğümüz kültürün, inançlarımızın ve geçmişimizin bize öğrettiği anlamlardan mı oluşur? Güney Amerika’nın sömürge döneminden kalan bazı dinsel resimleri bu soruyu olağanüstü biçimde düşündürüyor. Bunların en çarpıcı örneklerinden biri, Bolivya’daki Potosí ile ilişkilendirilen ve Bakire Meryem’i bir dağın biçimiyle bütünleştiren Virgen del Cerro, yani “Dağın Bakiresi” tasviridir. İlk bakışta karşımızda Katolik dünyasına ait bir Meryem resmi vardır. Ancak biraz daha dikkatli baktığımızda resim değişmeye başlar. Meryem’in bedeni neredeyse bütünüyle bir dağa dönüşmüştür. Tepesinde kutsal figürler, çevresinde Güneş ve Ay, aşağı bölümlerde ise dinî ve dünyevi iktidarı temsil eden kişiler…
Denizin yüzlerce metre altında, güneş ışığının neredeyse hiç ulaşmadığı karanlık bir dünyada yaşayan sıra dışı bir balık var: kürek balığı (oarfish). Uzun, gümüş renkli gövdesi ve alışılmadık görünümü nedeniyle yüzyıllardır efsanelere konu olan bu canlı, zaman zaman kıyılarda görüldüğünde aynı soru yeniden gündeme geliyor: Acaba yaklaşan doğal afetleri hissedebiliyor mu? Özellikle Japon kültüründe kürek balığının kıyıya çıkması deprem ve tsunami gibi felaketlerin habercisi olarak yorumlanmıştır. Bu nedenle hayvana zamanla “kıyamet balığı” gibi ürkütücü bir ünvan yakıştırılmıştır. Fakat efsaneleri bir kenara bıraktığımızda, karşımızda aslında çok daha ilginç bir bilimsel soru bulunmaktadır. BALIK KEHANETTE BULUNMAZ, AMA ÇEVRESİNİ HİSSEDEBİLİR Hayvanların doğadaki değişikliklere insanlardan…
Popüler Bilim MakalesiYeşim Şahin YamanGöremediğimiz Şey Evreni Nasıl Şekillendiriyor?İnsanlık yüzyıllar boyunca gökyüzüne baktı ve gördüğü şeyleri anlamaya çalıştı: yıldızları, gezegenleri, galaksileri, ışığı. Fakat modern fiziğin en sarsıcı sonuçlarından biri, evreni anlamak için yalnızca gördüklerimize bakmanın yeterli olmadığını gösterdi. Galaksilerin dönüş hızları, galaksi kümelerinin davranışı ve evrenin büyük ölçekli yapısı, gözle göremediğimiz fakat kütleçekimsel etkisini ölçebildiğimiz büyük miktarda bir maddenin varlığına işaret ediyor. Fizikçiler bu bilinmeyen bileşene “karanlık madde” adını veriyor.Karanlık Madde Nedir?Karanlık madde, adındaki “karanlık” sözcüğünden dolayı siyah ya da ışığı yutan sıradan bir madde gibi düşünülmemelidir. Asıl mesele, elektromanyetik ışınımla bildiğimiz madde gibi etkileşmemesidir. Işık yaymadığı, yansıtmadığı ya da…
Portal, bir laboratuvarda bulunmadı. Gökyüzünden de inmedi. Dünyanın en sıradan yerlerinden birinde, bir yol çalışması sırasında ortaya çıktı. İşçiler asfaltın altındaki sert tabakayı kırarken kepçenin dişi bir şeye takıldı. Önce eski bir su deposuna rastladıklarını sandılar. Toprak temizlendikçe yaklaşık iki metre yüksekliğinde, oval bir yüzey ortaya çıktı. Ne taşa benziyordu ne metale. Üzerinde çizik, ek yeri, menteşe ya da kilit yoktu. Yine de karşısında duran herkes aynı şeyi düşünüyordu: Bu bir geçitti. Yüzeyi turuncuya yakın, fakat hiçbir bilinen renkle tam olarak örtüşmeyen tuhaf bir ışık yayıyordu. Fotoğraf makineleri aynı tonu kaydedemiyor; görüntü, farklı ekranlarda farklı renklere dönüşüyordu. Kısa süre içinde…