Fenerbahçe Spor Kulübü adı üstünde bir spor kulübüdür. Yaklaşık 120 yıllık bir spor kulübüdür. Kulübün içerisinde futbol dışında da branşlar bulunmaktadır. Ayrıca bu kulübün futbol branşının da genç takımları vardır. Bu kulübün kaynaklarını, bütçesini sadece A futbol takımı için kullanmak hem kulübün kendisine ihanet, hem de topluma karşı bir sorumsuzluktur. Fenerbahçe birçok branşta birçok şampiyonluk elde etmiş bir kulüptür. Ama A futbol şubesinde son lig şampiyonluğunu 2013/2014 sezonunda yaşamıştır. Sorulan soru ise “Fenerbahçe’yi nasıl şampiyon yaparız?” şeklindedir. Ama bundan kast edilen şey sadece futbol A takımını Trendyol Süper Lig’de şampiyon yapmaktan ibarettir. Fenerbahçe başkanlık seçimlerine aday olan isimler de genel olarak transfer ve şampiyonluk vaatleri vermektedir. Takıma yüksek maaşlı, yavaş ve yabancı oyuncular sırf isimleri olduğu için, geçmişte Avrupa’nın büyük kulüplerinde oynadığı için transfer edilmektedir. Takımın scout ekibinde telefonda veya bilgisayarda veya başka oyun cihazlarında online veya offline futbol oyunları oynayan çocuklar olsa bu çocukların yapacakları transferler kulübün A futbol takımının bugüne kadar yaptığı transferlerden daha kötü olamaz. Fenerbahçe A futbol takımının sadece birkaç maçını üstünkörü izleseler zaten takımda değişmeyen hataları görebilirler. Bizler taraftarlar olarak sadece başkan adaylarının söylemlerine bakarak bile kulübün ne kadar kötü yönetildiğini, hatta yönetilmediğini rahatlıkla görebiliriz. Fenerbahçe Spor Kulübünün borcu, yükümlülükleri haricinde 164 milyon Euro, kısa vadeli yükümlülükleri 22 milyar 727 milyon Türk Lirası, uzun vadeli yükümlülükleri 13 milyar 935 milyon Türk Lirası, birikmiş öz kaynak zararı, 278 milyon Türk Lirası’dır. A futbol takımının yıllık aldığı maaş bonuslarla beraber 145 milyon Euro’dur. Bu senaryo bir futbol kulübü için korkunç görünmektedir. Takımdaki mevcut oyuncuların maaşlarından ötürü takım oyuncu satamamakta, hatta kiralık göndermek ve oyuncuyu serbest bırakmak gibi seçenekleri değerlendirmekte de zorlanmaktadır. 14 yabancı oyuncu oynatma kuralından ötürü takım bu sene yabancı oyuncularının belli bir kısmını göndermek zorunda kalırken bu oyuncuların yüksek maaşlı, formsuz, yavaş ve yaşlı olmasından ötürü Sidiki Cherif satışı dışında gönderilen oyunculardan zarar etmiştir. Birçoğunu satamayıp kiralık göndermiş, bazılarının sözleşmesini tek veya çift taraflı fesh etmiş, bazılarını da bedelsiz göndermiştir. Kalan oyuncuların da maaşları ve yaşları yüksektir. Alınan o kadar oyuncu varken takımda umut vaat eden, istikrarlı performans sergileyen veya güven veren 2 oyuncu da takıma daha önceki senelerde transfer olan, görece genç olan Oğuz Aydın ve Levent Mercan’dır. Onlar da hak ettiği süreleri bulamamaktadır.

Fenerbahçe’nin transfer mantığı GS ve BJK’nin almak istediği oyunculara veya bu takımlarda daha önce oynamış oyunculara daha yüksek maaş ve bonservis teklif etmek, yaşlı, formsuz, pek fazla süre almayan eski popüler oyunculara yüksek maaş ve bonservis teklif etmektir. Neudstadter, Talisca, Kerem Aktürkoğlu, Mehmet Topuz, Tolga Ciğerci, Dusan Tadic, Mert Hakan Yandaş, İrfan Can Kahveci, Yusuf Akçiçek, Diego Ribas, Kerem Aktürkoğlu, Robin Van Persie, Jose Sosa, Mehmet Topal, Mert Günok bunların örnekleridir. Birçoğu da yüksek maliyetli olup beklentilerin altında kalmıştır. Leao, Osimhen, Quaresma, Jimmy Durmaz gibi oyuncuları ise almakta ısrarcı olmuş ama alamamıştır. Takım genel olarak “all-round” denilecek özellikteki oyunculara yönelmemektedir. Takımdaki oyuncuların her birinin birden çok zayıf noktası vardır. Ama kadrodaki oyuncuların öne çıkan ortak özellikleri yaşlı, yavaş, isteksiz, yüksek maaşlı oyuncular olmaları, birçoğunun da yabancı olmasıdır. Takımın başkan adaylarının da vaatleri pahalı, yaşlı, yabancı, ünlü oyuncuları takıma katmak ve takımı ligde şampiyon yapmaktır. Kulüp başkanlarının hedefleri arasında kendi oyuncularını yetiştirmek, oyuncuları iyi bonservis bedellerine satmak, takımdaki yaşlı, yabancı oyuncu sayısını bu satışlarla azaltmak, takıma genç oyuncular almak, bu genç Türk oyuncuları kendi altyapılarında yetiştirmek yoktur. Ayrıca gerek yönetimde, gerek taraftarda bir sistemli oyun kurma, sisteme göre bir oyuncu ve teknik direktör arama gibi şeyler de bulunmamakta. Kendimden örnek verecek olursam ben bütün takımın yüksek kondisyonlu, çalışkan, ciddi, mütevazı, soğukkanlı, disiplinli, hızlı, yüksek tempoya alışık, istekli, formda, ayağından topu hızlıca ileri çıkaran, rakip kontra atakları kesebilen, maçlarda yüksek koşu mesafelerine ulaşan ve bundan ötürü performansı yine de düşmeyen, dikine, hat kırıcı paslar dağıtabilen, fiziksel mücadeleden çekinmeyen, fizikli ve akıllı oyuncuları tercih ederim. Mümkünse genç olmasını ve yabancı olmamasını da isterim. Benim için en mühim ve en zorlu mevkiler bek ve ön libero mevkileridir. Çünkü bu oyuncular hücum ile savunma arasındaki geçişleri ve bağlantıları sağlayacak olan oyunculardır. Stoperden veya merkez orta sahadan bozma bir bek istemem. Yavaş veya fiziksel açıdan yetersiz bir 6 numara istemem.
Elimde gücüm olsa takımdaki tüm yabancı oyuncuları ve birçok Türk oyuncuyu da Fenerbahçe A futbol takımından gönderir ve takımı baştan kurardım. Yabancı oyuncu sınırı 14 olduğu için isteyebileceğim yabancı oyuncular Emre Can, Giovanni di Lorenzo, Filip Kostic, Callum Mcgregor, Michie Batshuayi, mümkünse Marcos Llorente, yine Ederson, mümkünse Davide Hancko, Joao Cancelo, Rashica, Theo Hernandez (formdaysa), Griezmann (formdaysa), mümkünse Van Dijk şeklindedir. Tabi burada 11 yabancı var. 14 yabancı sınırının hepsini doldurmak zorunda değiliz. Ayrıca bu saydığım isimlerin hepsinin alınmasına da gerek yok. Daha mühim olan kısım Türk oyuncular. Bu yabancı oyuncuları da alınabilirliğine, sözleşmelerine ve maaşlarına göre seçmeye çalıştım. Saydığım bu yabancı oyuncular komple oyunculardır. Callum Mcgregor yaşına rağmen oldukça çalışkan bir 6 numara ve oynadığı maçlar içerisinde neredeyse her dakika topla buluşuyor ve bunu hızlıca pasa dönüştürüyor. Aldığı maaş ve transfer değeri de düşük. Şampiyonlar ligi ve Avrupa ligi tecrübesi var. Yüksek tempoya alışık. 05.11.2026 tarihinde BJK’ye karşı da asist yaptı. Celtic’te uzun yıllardır oynuyor ve takımın kaptanlığını yaptı. Bana kalırsa takımın bel kemiği durumunda. Kostic kariyeri boyunca sol tarafın tamamında forma giymiş bir oyuncu. Hızlı, çalışkan, mütevazı, çift yönlü, ortaları iyi, uzun forvetleri iyi besler, çok iyi ortalar açar. Maaşı ve bonservis bedeli de düşük. Bek kökenli bir oyuncu olarak Frankfurt’ta Avrupa ligi kazanıp Juventus’a transfer oldu. Yaşlı ve sakatlığa açık olması dışında bir sorunu yok. Cancelo her 2 bekte de oynayabiliyor. Arabistan’dan Barcelona’ya döndü ve hâla iyi oynuyor. Hız, pas, şut, dribling, savunma, oyun aklı ve fizik… hiçbirinde bir eksiği yok ve hepsinde de iyi. Marcos LLorente saydığım oyuncular arasında İsviçre çakısına en yakın olan oyuncu. Kariyeri boyunca neredeyse her mevkide oynamış. Bekte Aschraf Hakimi’den sonraki en iyi oyuncu benim gözümde. Ben yine de sağ kanatta oynatmayı tercih ederim. Hancko da yavaş değil, fiziksel açıdan güçlü, pasları, uzun topları, karşılaması iyi ve sık pas yapıyor. Batshuayi yedek forvet için en iyi seçenek. Yedekten girdiği sürece ortalama 70 dakikada bir gol katkısı üretiyordu GS ve FB’de. Rashica da savunma da iyi, kanat ve sahte 9 da iyi oynayan, rakip savunmacılara zorluk çıkaran bir oyuncu. Türkiye’ye geldiğinden beri farklı bir şekilde kullanılıyor. Klasik bir kanat oyuncusundan fa sahte 9 oyuncusundan da farklı. Maliyeti düşük. Giovanni di Lorenzo da geçen sezona kadar çok istikrarlı ve iyi performans sergileyen düşük maliyetli bir sağ bek oyuncusu. Geçen sene performansı düşüşe geçen tecrübeli, yaşlı bir bek oyuncusu. Ama çalışkan, hızlı ve yetenekli. Emre Can da tecrübeli ve çok yönlü, bonservis bedeli düşük bir oyuncu. Stoperde orta saha ile bağı kuran, pas dağıtan, yetenekli, hızlı ve fizikli bir oyuncu. Van Dijk da sık topla buluşan, sık pas dağıtan, yavaş olmayan, fizikli, tecrübeli, yaşlı bir stoper. Maliyeti ve formu açısından riskli olabilir. Griezman ise savunma kabiliyeti de olan, fizikli, kanatta, 10 numarada, sahte 9’da ve santraforda oynamış, bu mevkilere oranla topla en çok buluşan ve bu mevkilerde en çok pas dağıtan oyunculardan biridir. Yaşlıdır ve maaşı yüksek olabilir ama formda ve tecrübeli.
Türk oyunculara gelecek olursak Berke Özer, Arda Kurtulan, Adil Demirbağ, Ahmetcan Kaplan, Mertcan Ayhan, Ferdi Kadıoğlu, Taylan Bulut, Rıdvan Yılmaz, Levent Mercan, Yusuf Akçiçek, Yunus Emre Konak, İsmail Yüksek, Salih Özcan, Hakan Çalhanoğlu, Orkun Kökçü, Barış Alper Yılmaz, Mustafa Erhan Hekimoğlu, Bertuğ Yıldırım, Deniz Gül, Emre Mor, Ozan Tufan, Oğuz Aydın, Aral Şimşir, İlhan Fakılı, Semih Kılıçsoy, Muhammed Şengezer, Deniz Eren Dönmezer, İrfan Can Eğribayat ve Uğurcan Çakır tercihlerim arasında bulunuyor. Arda Güler, Kenan Yıldız ve Can Uzun’u da açgözlü bir şekilde isterim tabi ki ama almamız imkansız. O yüzden isteyemiyorum. Ama saydığım Türk oyunculardan ne kadarını alabilir/ takımda tutabilirsek bizim için o kadar kârdır. Şahsen milli takım teknik direktörü olsaydım da bu isimleri çağırırdım. Bu oyuncular içerisinde de BJK, TS, GS, FB içerisinde oynamış/oynayan birçok oyuncu var. Ama güvenebileceğim isimler.
