Danton filmi 1983 yılında Batı Almanya, Fransa ve Polonya’da çekilen, Andrez Wajda’nın yönetmenliğini yaptığı, Jean Claude Carriere ve Jacek Gasiorowski’nin senaristliğini yaptığı Gerard Depardieu’nun Danton’u, Wojciech Pszoniak’ın Robespierre’i canlandırdığı tarihi dram türünde bir filmdir. Polonyalı ödüllü yönetmen ve ayrıca senatör olan Wajda, edebi eserlere de bağlı kalarak tarihi olayları insanların deneyimleriyle anlatan biri olarak bu filmi Polonya’daki sıkıyönetimle karşılaştırmak ve bunun kötülüğünü anlatmak için çekmiş olabilir. Depardieu ise 6 çocuklu bir ailenin 3. Çocuğudur. Babası metal işçisidir. Çocukluğunda konuşma bozukluğu yaşayan Depardieu kamera arkasında da geçmişi olan biri olarak zamanla ünlenmiştir.

Filmin Konusu ve Özeti
Fransa Kralı 14. Louis’nin giyotinle öldürülmesinden sonra başa geçen rejimin, devrimin kazanımlarını korumak ve devrimi sürdürmek gibi sebeplerle halkın rızasına dayanmayan bir şekilde Fransa’yı yönetmeye çalışması, buna karşılık Danton’un dönüp arkadaşları ve destekçileriyle beraber “Halkın Kurtuluşu Komitesi” olarak adlandırılan Kamu Selameti Komitesi’ne ve Robespierre’e karşı mücadelesinde, kendi kurmuş olduğu Devrim Mahkemesi’nin de rolüyle zamanında kralı gönderdikleri giyotine gönderilmesi, devrimin hayatta kalması bahanesiyle devrimin kendi çocuklarını yemesine ortam hazırlanması ve süngüyle hazırlanan tahta oturulamayacağı anlatılmaktadır.

Filmin Ele Aldığı Yerin ve Dönemin Şartları
Fransız Devrimi’nden önce sosyal alanda, gelir dağılımında ve fırsatlara erişimde adaletsizlikler, zengin ve fakir arasındaki makas oldukça belirgindi. Nüfus 3 tabakaya ayrılmıştı. Bunlar din adamları, aristokratlar ve 3. Tabaka’ydı. Fransa’daki insanların çoğu devrimden önce “Tiers Etat” (Üçüncü Tabaka) içerisinde bulunuyordu. Toprakların büyük bir kısmı aristokratlara ve Kilise’ye bağlıydı ve bunlar vergilerden muaf tutulmaktaydı. Bu sınıflar kadar parası ve toprağı olmayan, sürekli çalışan, nüfusun büyük kısmını oluşturan halk, yani 3. Tabaka, bu sınıfların ödemediği vergiden oluşan açığı gidermek için ağır vergiler ödüyordu. 16. Louis Amerika’da koloni elde etmek için Büyük Britanya ile yapılan savaşın kaybedilmesi sonucu oluşan bütçe açığının giderilmesi için halka ödeyemeyecekleri kadar vergi koymanın çözüm olmadığını anlayınca din görevlileriyle aristokratların vergilendirilmesi için halkın desteğini alacağına inanarak en son toplanılmasından bu yana yaklaşık 200 sene geçmiş olan Etat Generaux’un (Ulusal Meclis) toplanmasını emretti. Bu mecliste 3 sınıf ayrı ayrı temsil ediliyordu. Çoğunluk olan 3. Tabaka’yı temsil eden kişi sayısı ile diğer 2 sınıfı temsil eden kişi sayısı neredeyse eşitti ve oylamalar da kişi esasına göre değil sınıf esasına göre yapıldığı takdirde halkı temsil eden kesim her daim 2-1 geride kalacak ve bu mecliste halk yararına pek bir şey çıkmayacaktı.
Devrim öncesinde demokrasinin, halkın rızasına dayalı bir sistem özelliği yoktu. Kuvvetler birliği vardı. Demokrasi için şartlar elverişli değildi. Monarşi vardı. Kral, devleti ve halkı her alanda temsil ediyordu. Çoğunluğu oluşturan Tiers Etat hem mecliste daha az temsil ediliyordu, hem oylamaları kişi sayısına göre değil sınıf esasına göre yapılmasına bağlı olarak halkın yararına bir şey çıkacağı yerde tam tersi daha çok vergi çıkacaktı, hem halk rızasız bir şekilde savaşlara girip ölüyor, ölmeyenler ise çok çalışıp daha çok vergi ödüyordu, hem de halkın toprağı ve parası diğer sınıflara oranla neredeyse hiç yoktu. Jean Jacques Rousseau gibi yazarları, boş vakit buldukları takdirde okuyan ve tartışan insanlar bu kötü şartların daha fazla sürdürülmesini istemedi ve devrimi başlattı. Bu devrim ise Yeni Çağ’dan Yakın Çağ’a geçişe ortam hazırladı. Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nin, Kurucu Meclis’in, Devrim Mahkemeleri’nin Fransa’da kendine önemli bir yer bulması dünyanı kasıp kavurdu.

Filmin Kuramla İlişkisi ve Senaryolar
Danton filmi kralın ölümünden sonrasını konu alıyor. Filmin başlarında küçük çocuğa Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin maddelerinin ezberletildiğini, hatırlamazsa çocuğun eline vurulduğunu görüyoruz. Devrimin yayılmasına değil dayatılmasına şahit oluyoruz. Filmin başlarında halk, ekmek sırasında ve kadının biri “Neden hâlâ ekmek vermiyorlar?” diye soruyor. Bahanelerinin savaş olduğu iddia ediliyor. Kimine göre ise bu hükümeti düşürmek için bir provokasyon denemesi. Bu tip tartışmaları günümüzde ekonomik vb. açıdan gün geçtikçe daha çok gerileyen veya ekonomi gibi alanlarda istikrar sağlayamayan birçok ülkede görmekteyiz. Bu da devrim sonrasında da ekonomik olarak Fransa’nın iyi durumda olmadığını gösterir. Halk üzerinde baskı, denetim ve kontrol artmış. Halkın bir kısmı bundan memnun değilken bir kısmı da devrimin muhafaza edilmesi gerektiğine inandığından bu tip sorunlara sesini çıkarmıyor. Kamu Selamet Komitesi’nin eleştirildiğinde matbaaları ve gazeteleri yakması, gazetecileri ve insanları mahkum etmesi veya giyotine göndermesi ötekileştirme politikalarının ne kadar baskın olduğunu ve bunun beraberinde halk arasında kutuplaşma ve geçimsizliğin, suç oranlarının gün geçtikçe arttığını göstermektedir. “Dışarıda savaş var.”, “Vatanın bütünlüğü tehlikede.” ve bunun gibi bahaneleri iç politikada sorunlar yaşayan hükümetlerin kullandığını ve güvenlik, dış politika gibi bahanelerle halka kendini ve yaptıklarını meşru göstermeye çalıştığını “Büyük sebeplerinin küçük kötülükleri unutturacağı mantığı” ifadesinin de filmde bunun için geçtiğini varsayacak olursak Fransa’nın kamu yönetiminde sıkıntılar yaşadığını, Kamu Selamet Komitesi’nin filmde Genel Güvenlik Komitesi’nden aldığı onay ve hiç kimsenin sevmediği pis işlerle uğraşan Gizli Polis’ten aldığı destekle de beraber çok güçlü yetkiler taşıdığı için gücünü istismar ettiğini söyleyebiliriz. Bunu filmin başlarında ekmek sırasında hükümeti suçlayan kişinin “Güç yozlaştırır, eski bir hikaye.” demesinden anlayabiliriz. İşte filmde ele alacağımız siyasi kuram budur. Ayrıca hükümet yanlısı biri, onları kontrol eden bir asker varken güç yozlaştırır diyen kişiye, dediği şeyde Robespierre’i hedef alıp almadığını soruyor. Bu da Kamu Selamet Komitesi’nin insanlar üzerindeki kontrolü üzerine örnek olabilir. Fransa’da o dönemde kontroller gün geçtikçe sıkılaşır ve gün geçtikçe halka daha kötü davranılır. Bunu yakalanan göçmenlerin artık yürüyerek götürülmesinden anlıyoruz. Askerler açıklama yapmaksızın insanların karnelerini istiyor ve onları giyotine götürüyor. Kısaca devrim sonrasında halkın rızasına dayanan bir rejim gelişmemiş, birtakım sorunlar bahane edilerek halk üzerinde kontrol ve baskı mekanizmaları kurulmuş, ötekileştirme politikaları sertleşince halk içerisinde kutuplaşma, gerginlik, geçimsizlik artmış, devrimi korumakla mükellef olduklarını iddia eden Robespierre ve Kamu Selameti Komitesi adeta popülist politikalar izlemiş ve diktatörlük uygulamıştır. Populizme örnek olarak filmde Danton ve Robespierre’in buluşmasında Robespierre’in konuşmalarını örnek gösterebiliriz. Kendisi Danton’la tartışmaları esnasında “Ben halkın savunmasını yapıyorum ve bunu kimse yapmadı.” demiştir. Robespierre’in arkadaşları da kendilerinden olmayan herkesi devrim karşıtı, vatan haini gibi ifadelerle suçlayarak gün geçtikçe kendi oturduğu koltuğu korumaktan başka bir şey istemeyen insanlara dönüşmüştür. Danton uzun süren hükümetlerin yanlış yapacağını ifade edince Robespierre onu iktidarı ele geçirme isteğiyle suçluyor. Bu da Kamu Selameti Komitesi’nin tutumuna kanıt niteliğindedir.
Robespierre’in Danton’a anlattığı idealler halkın %80’ine normal bir yaşam sunmak, devrimin kazanımlarını korumak ve sürdürmek, devrimin açıklarının kullanılıp birilerinin zenginleşmesini ve ayrıcalıklar kazanmasını engellemek iken Danton Robespierre’in halkı tanımadığını, sokaklara inmediğini, insan bile olmadığını, insanlar ekmek kazanmadığı müddetçe cumhuriyetin, yasaların ve devrimin bir anlamı olmayacağını, bunların insanları teröre sürükleyeceğini, bu yüzden devrimin kendi çocuklarını yiyeceğini söylüyor. Robespierre, Danton’a göre halkı nefes alamayacağı bir zirveye hızla yükseltme derdinde.

Robespierre, Danton’u Kamu Selamet Komitesi’ne katmayı tercih ediyordu ve Komite’deki üyeler kadar idam yanlısı değildi. İdamın karşı devrime ve burjuvaziyi komitenin karşısına almasına neden olacağına inanıyordu. Ayrıca Robespierre’e göre Danton, Robespierre ile devrimin gerçekleşmesini sağlayan biriydi. Sonradan fikir ayrılıkları oluşmuştu. Robespierre devrimi derinleştirmek isterken Danton bu kadarının yeterli olduğunu, halkın ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini düşünüyordu. Bu nedenlerden ötürü Robespierre’e göre Danton’u idam etmektense kendi taraflarına katmak karşı devrim gibi bir toplumsal hareketi bitirmek için yeterli bir yöntemdi. Danton’u ikna edemeyince çalıştığı gazeteyi kapattırdığı Camille’in yanına giden Robespierre onu da ikna edememiştir. Bunun üzerine tutuklama emri gece herkes uyurken çıkmıştır. Bu emir için 12 jürinin oylama yapması gerekirken 7 jürinin kararıyla hareket edilmesi “devrimin sürdürülmesi” bahanesiyle devrimin ideallerine ters olan şeylerin bile Kamu Selamet Komitesi tarafından yapılabileceğini göstermektedir.

Danton’un bakış açısı Robespierre’in popülist olduğunu bana düşündürdü.. Robespierre de –filmde öyle bir sahne olmasa da- zamanında giyotine gitmesine neden olduğu insanlar gibi giyotinle ölmüştür. Süngüyle taht kuran Robespierre süngüyle kurulan tahta kalıcı bir şekilde oturamamıştır. Zor veya gücün baskın şekilde kullanılmasıyla elde edilen şeyler kalıcı değildir. Devrim bu yüzden terör dönemine dönüşmüştür.

Danton Fransız kahramanlarından biri olarak ilan edilen, Devrim Mahkemesi’ni kuran ve kralın giyotinde öldürülmesinden yana oy kullanan biridir. Mevcut rejimden memnun olmayanların kendisinin fanatiği olmuştur. Kurduğu Devrim Mahkemesi’nde yargılanmış, bu sırada sürekli halka konuşup demagogluk veya popülistlik yapmaması için uyarı almıştır. Danton hilelerle alınan kararlara bağlı olarak giyotine giderken halka gücü elinde bulunduran rejimin ne kadar yozlaşacağını göstermiştir ve filmde geçen ifadeyle “politik dava”ya kurban gitmiştir. Hukuk, buradan anladığım kadarıyla istenmeyen eylemlerin meşrulaştırılması ve yasallaşması için güçler tarafından adaleti sağlamak bahanesiyle kullanılan bir araçtır.
Danton öldükten sonra Kamu Selameti Komitesi’nden Robespierre’in arkadaşı ona diktatörlük ilan edebileceğini söyleyince Robespierre ne kadar yanlış yaptığını, mantıklı düşünmediğini sorgulamıştır. Devrimin değerlerine, cumhuriyete, özgürlüğe ters hareket ettiğini, devrimi öldürdüğünü arkadaşlarının ve birçok insanın diktatörlük istemesinden algılamıştır. Ayrıca filmin sonunda, filmin başındaki çocuk maddeleri ezberlemiş bir şekilde gelip okurken Robespierre’in o maddelere uymadığını hatırlaması film sonu için gayet etkili olmuştur.
Sonuç: Bu filmden çıkaracağımız birtakım önemli şeyler vardır. Bunlar gücün, verilen yetkilerin insanları eski haliyle çelişecek kadar değiştirebileceği, devrimin hayatta kalması için kendi çocuklarını yemesine ortam hazırlanması, bir şeylerin asla zor ve baskıyla elde edilemeyeceği veya sürdürülemeyeceğidir.
Kaynakça
BEYAZPERDE, Danton, https://www.beyazperde.com/filmler/film-2539/, (E.T. 14.06.2021)
TURHAN, Emin Abdullah, DANTON, https://iibfsiyasetbilimi.wordpress.com/tag/danton/ (14.06.2021)
