Son yılların getirilerinden anlık memnuniyet üzerine araştırmalar yapılıyor. Talebimize ulaşma yollarının kolaylaşması ve daha fazla isteğimize ulaşabiliyor olmamız son derece güzelken, isteğin anında gerçekleşmesi, merakın anında giderilmesi, belirsizliğin hemen çözüme kavuşturulması; hiç bekletilmeden memnuniyete ulaşmak neden kötü olabilir mi? Kötü demek yerine sadece dünyada devam etmek zorunda olan dengeyi bozduğu söylenebilir.
Hayatın, öyle yorumlandığı için olumsuz olan taraflarını ortadan kaldırmaya çalışmak, hızlıca tatmin olmayı ararken daha fazla tatminsizlik ortaya çıkarıyor. Sosyal akıştan örnek verelim; karşımıza, temellendirilmemiş, üzerine fazla düşünülmemiş, anlam kazanması için emek harcanmamış sadece o anlık haz veren görüntüler çıkıyor. O görünüme, ürüne, değere ulaşmak kolaylaştıkça tükenip artık tatmin etmemesi de hızlanıyor. Hayatın geneline yayılan emekten kırparak, hızlıca tüketip bitirme davranışı dünyaya bir haz mekanizması gibi bakmamıza sebep oluyor. Neden içimde kapanmayan bir boşluk var sorusunun buradan doğduğunu düşünebiliriz. Çünkü yaşam, zıtlıkların dengesiyle zenginleşmek gibi eşsiz bir yaratılışa sahip. Acıyla mutluluğu, çalışmayı ve dinlenmeyi, yorulmayı ve rahatlamayı, acele etmeyi ve beklemeyi dahi aynı anda yaşamayı kabullenince boşluğa yer kalmıyor.
Bu sayılanları ve daha fazlasını denge içinde yaşamayı denemek ve karşısında hızlıca ulaşıp hızlıca bitirmek. İki ayrı tercih gibi duruyor karşımızda ama dünyaya ve zamana uyumumuzu yapay bir memnuniyete teslim etmek, fiziksel ve ruhsal doğamıza iyi gelmiyor. Bu konu üzerine erken yaşta yapılan ve tüm yaşları kapsayan bir çalışmadan bahsedeceğim. Hazza ve memnuniyeti anında tüketmeyerek zamana yaymayı temel alan çalışmanın ismi;
Marshmellow Testi
1960’lı yıllarda Walter Mischel, Stanford Üniversite’si Bing Anaokulu’nda öğrencileri ile birlikte anaokulu öğrencilerine bir test uygulamaya başladı. Çocuklara hemen alabilecekleri bir şekerleme ödülü ve aynı anda 20 dakika sonra alabilecekleri iki şekerleme ödülünü sundular. Ödül sadece şekerleme değil, kraker, kurabiye, nane şekerleri gibi karışık ikram tabağından oluşuyordu. 20 dakika beklemeleri halinde ikramlardan bir yerine iki tane almayı tercih eden çocukların çok zorlandığı ve beklemek için üstün çaba sarfettikleri görüldü. Ayrıca, bekledikleri süre boyunca istedikleri zaman tercihlerini hemen alacakları bir ödül ile değiştirmeleri için birini çağırabilecekleri birer zil yanlarına konulmuştu. Her an vazgeçebilme şansları olmasına rağmen anaokulu öğrencilerinin bir kısmı kazanacakları daha büyük ödül için bekledi. Bu çalışma süresince, öğrencilerin hazzı ertelemeyi nasıl başardıkları veya başaramadıklarının, gelecek hayatları ile ilgili beklenmedik sonuçları ortaya çıktı. Dört veya beş yaşlarında ne kadar çok saniye beklerlerse Akademik Yeterlilik Sınavları (SAT) o kadar yüksek oluyordu ve ergenlikte sosyal ve bilişsel işlevleri de o kadar iyi oluyordu.

Walter Mischel ‘’The Marshmellow Test’’ adında yayınladığı kitabıyla, hazzı erteleme becerisi için yapılan bu test gerçekten neyi gösteriyor, bu beceri doğuştan mı, nasıl öğretilir, kötü yönleri nelerdir sorularını yanıtlıyor. Kitap, içerdiği tüm anlamları daha iyi kavramak için ve özellikle küçük bir yaş grubunu hedef almadığını, hazzı erteleyerek ‘’gelecekteki siz’’ hakkında fikirler sunması açısından okunmaya değer. Hazzı ertelemenin kötü yanlarını da inceleme ve değerlendirme fırsatı bulacaksınız.
İsteklerimiz için bekleyebilmek, artık hepimizin zorlandığı bir duruma dönüştü. Çünkü saniyeler içinde bir kısa filmi veya diziyi yayınlayabilir, dünyanın öbür ucunda gördüklerimiz hakkında yorum yapabilir ve yüzlerce gönderide gezinebiliriz. İnsanların başardığı gerçekten olağanüstü kolaylığın karşısında, hazzı ertelemek bir zaman kaybı olabilir mi? Bu sorunun aslında son derece aldatıcı olduğunu anlık tatminin daha fazla tatmin isteği doğurmasının önüne geçilememesi gösteriyor. Zaman kaybı yaşamamak için, daha büyük kazancı beklemeyen bizlerin; düşünme, hissetme ve karar verme şekillerimizi sessizce yeniden şekilleniyor. Basit bir psikolojik fenomen olarak adlandırılan anlık tatmin, insanın daha anlamlı, daha uzun vadeli bir fayda beklemek yerine anında zevk veya ödül arama eğilimini ifade eder.
Genel olarak bekelemek zorunda kaldığımız zamanlarında kayıp ve mutsuzluk hissiyatı vermesi anlık tatmin ihtiyacımızla anlaşılabilir bir hale geliyor. Kolayca ulaşılabilecek bir ödül veya kazanç varken, anlamlı bir kazanç için sabır etme çabasını değersiz hale getiriyor. Bütün bunlar başta belirtilen doğal dengenin bozulmasına sebebiyet veriyor. İnsanlığın her zaman olduğu gibi, daha doyumlu ve kalıcı memnuniyete sahip bir yaşam sürebilmesi için, istekler ve çaba konusunda dengeyi sağlaması gerekir.
Gönüllü olarak beklemeye karar vermek.

Kolayca, düşünülmeden sadece istendiği için elde edilen bir arzunun, yeni bir istekle çok hızlı yer değiştirdiğini ve artık tatmin duygusunu azalttığını yapılan araştırmalarda görüyoruz. Kişinin tavırlarından ilişkilerine, duygularından hayat enerjisine kadar hayatı yöneten temel olgunun tatmin olmak haline gelmesi, günümüzde görünürde olan birçok sorunun temelinde fark edilmeyi bekliyor.
Bazen isteyerek görünmemeye çekilmeliyiz, gerek olmasa da enerjimizi daha anlamlı şeyler için bekletmeliyiz. Çünkü hem deneyimlerimizle şekillenen sosyal hayatımızda hem de psikoloji biliminin kapsamında da olan; tatminsizlikle, kendimize ve çevremize zarar veriyoruz. İsteğime ulaşmadan yaşayamam algısı, insanların hislerini ve düşüncelerini yönetir hale gelmeden artık önlem alma zamanı.
