En zor seçim bazen bir akşam yemeğindeki 30 aynı fotoğraf arasında oluyor. Güzel bir akşam yemeğine gittiğini düşünün. Boğaz’da bir restoran olabilir. Işıklar, yemekler, manzara, servis… Her şey mükemmel. Ve işte o büyülü cümleler çıkıyor: “Hadi fotoğrafımı çek!”
Bundan 20 yıl önce bu cümle günlük yaşamın parçası değildi. Hatta hatırlayın, bazen mekanın bir fotoğrafçısı olur, sizi çeker ve baskılı halini verir, iyi ya da kötü… Anı olsun diye alırdınız. Arkasına tarih atıp sakladığımız o anlar artık tarih oldu. Sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri, her anı mükemmel kareyle yakalama telaşı başladı. Artık bu kadar hızlanan dünyada esas sorun, hangisini seçeceğimizi bilememek. Siz de o 30 fotoğrafı silmeye kıyamayıp hepsini saklayanlardan mısınız?
Fotoğraflarla Bölünen Gece
512 GB telefonlarla yaşamamıza rağmen telefon hafızası hâlâ doluyor, değil mi? Çünkü aynı fotoğraftan 30 tane var! En güzeli hangisi? Bilmiyoruz.
Yemeğin gerisinde fotoğrafı çekilen kişi ruhen kayboluyor. 30 fotoğrafı 15 taneye indirerek favoriliyor. Sonra karşısındaki kişiye soruyor: “Hangisi en güzeli?” Instagram’a koyulacak bir fotoğraf, bazen bütün geceyi bölüyor.
Belki de 29 tanesi aynı olan 30 fotoğraf arasında kayboluyoruz ama hepsi bize farklı geliyor. Hangisi en güzeli neredeyse minik bir stres sendromu hâline geliyor. Bazen 30 fotoğraf yetmiyor, o da ayrı!
İşte o zaman şu diyaloglar başlıyor: “Biraz daha gül, yandan bak, konuşma çekiyorum…” Bu kadar uğraşın sonunda bazen hiçbir fotoğraf beğenilmiyor. Aaa, bu ben dediğinizi duyar gibiyim. Sayısız fotoğraf galeri boşluğuna gidiyor.
Seçeneklerin Karmaşası
Bazen karar yanımızdaki kişilere soruluyor; bazen WhatsApp gruplarına. Bazen kişi kendisi beğeniyor; bazen de yapay zekâ destekli uygulamalardan fikir alınıyor.
Sayısız fotoğraf arasında en sonunda bir tanesi öyle ya da böyle beğeniliyor. Karşıdaki kişi “Tamam, yemeğe devam edebiliriz” derken bu işin bitmediğinin farkında değil: filtre seçimi!
“Işığıyla oynayalım, gölgesini kısalım, yüzüm kırmızı çıkmış açalım…” derken saatler geçiyor. Hâlâ emin olamayıp gelen o soru: “Güzel mi ya, emin miyiz?”
Tatlı zamanı çoktan geldi ama sizin aklınız hâlâ koyamadığınız o fotoğrafta değil mi? Ara ara açıp diğer seçeneklere bakıyorsunuz. Bir daha soruyorsunuz ve sonunda “Tamam, koyuyorum!” diyorsunuz.
Fotoğrafın Altına Ne Yazmalı?
Evet, fotoğrafların altına yazdığımız açıklamalar, o kareyi sadece bir görsel olmaktan çıkarıp mini bir hikâyeye dönüştürüyor.
Bu fotoğrafın altına yazılacak en güzel cümle: Bir akşam yemeği ve kaybolan 30 fotoğrafın hikayesi.
Başka Bir Senaryo
Bu kadar uğraşın sonunda bazen hiçbir fotoğraf beğenilmiyor. Evet, bu galeri boşluğuna giden sayısız kareyi içeriyor. İçinizi rahatlatacaksa yalnız değilsiniz. Çünkü bazen karar vermek, fotoğraf çekmekten daha zor.
Neden bu kadar çok fotoğraf çekiyoruz ve kayboluyoruz? İşte bu başka bir yazının konusu.
Sonunda geriye kalan tek gerçek: Hangisi en iyisi olursa olsun, hepimiz bu sendromdayız.
