‘Gerekirse gözlerinizi kapatın ve derin bir nefes alın.
Bunun bana bir çok kez faydası oldu.’
BLACK BOX DİARİES
Yukarıda gördüğünüz yazı ile açılıyor belgesel. İlk okuduğumda beni derinden sarsacak bir şey ile karşılaşacağımın farkındaydım. Ama konu ile ilgili pek bir şey bilmiyordum. Zaten yaklaşık ilk on beş dakika sadece tahminler ile yalnız başına kalıyorsunuz. İlk sahne Shiori Ito’nun bize bir ön kamerayla olayın sonrasında yaşananları ve ne yapacağını anlattığı bir videoyla başlıyor. Hemen anlıyorsunuz güçlü bir karakter ve pes etmeyen bir tip olduğunu. Daha sonra birkaç kesitle birlikte kavrıyorsunuz durumu. Bir cinsel saldırı var ortada ,Japonya’da yaşanıyor. Mağdur her türlü kurum ve kuruluşa gitmesine rağmen yargıya bile taşınmadan kapanıyor konu. Peki neden? Sebebi tüm Japonya’nın mizojenisini kenara bırakarak söylüyorum failin o dönemdeki Japonya başbakanın en yakınındaki kişi olması. Biz olayı kavradıktan sonra bize kalan şey başkarakter ,mağdur ve aynı zamanda yönetmen olan kişinin yani Shiori’nin izleyeceği yolu takip etmek oluyor. Bu yazıda belgeselin beni neden bu kadar etkilediğini konuşacağım.
Belgeselin beni bu kadar zaman geçmesine rağmen hala etkisinde bırakıyor olması bence bir sıradan belgesel olmasından değil bir yol rehberi olmasından kaynaklanıyor . Bir yol rehberi bu dünyadaki her kadın için. Biz ataerkil düzen altında yetişmek zorunda bırakılan kadınlar bile belki bir cinsel saldırı mağduru olan kadından gülmesini beklemeyebiliriz veya şakalar yapmasını . Bu kadın bunların hepsini yapıyor ve anlıyorsunuz yaşananların ışığını kaybetmesine izin vermemiş. Shiori bir gazeteci ve diyor ki bir sahnede ‘Eğer ben kendimi kurban yerine kosaydım aklımı kaçırırdım , kendimi bir gazeteci olarak konumlandırdım bu olay karşısında’ .Yani üçüncü bir şahıs olarak bakıyor yaşadığı şeye dışarıdan bir göz olarak. Ve gücünü buradan alıyor, mesleğinden.

Bir sahne var mesela failin yakalanmasına ramak kaldığında onu tutuklamaktan vazgeçen polis amirine röportaja giderkenki sahne .Tüm gazeteci arkadaşlarıyla birlikte bir araçtalar , adamın arka kapıdan kaçtığını öğreniyorlar . Hepsi birden adamın bindiği araca doğru koşuyorlar artık bir yerde araç hızlanıyor ve herkes duruyor adamı kaçırdıklarını biliyorlar. Shiori hariç. Araç hızlanıyor Shiori koşuyor , araç hızlanıyor Shiori koşuyor ve en sonunda araca dokunmayı başarıyor. En sonunda ise şöyle bir cümle ediyor bir gazeteciye sakince ve gülümseyerek ‘keşke bu ayakkabıları giymeseydim daha rahat koşardım.’ ne? Farkında mısınız kadındaki ruh halinin. Sakın ha saf bir kadın olduğunu düşünmeyin. Çok zeki ve hep tetikte. Yaptığı tüm konuşmaların kaydını tutuyor. Düşmeye başladığı ve yaşadığı şeyle yüzleştiği yerde bile hala ne yaparsa yapsın aklının yerinde ve asla kendinden şüphe etmediğinin fakındasınız . Bu belgesel benim ‘güçlü olmak’ ile ilgili düşüncelerimi tamamen değiştirdi. İzleyen herkeste de farklı bir yerden ona dokunacağına eminim . teşekkür ederim okuduğunuz için.
